Gen mi Çevre mi (Nature vs Nurture)

Psikoloji bölümüne başladığımda gelişim psikolojisi dersinde karşılaştığım ilk soru “Gen mi Çevre mi?” sorusuydu. Yani, “Bilgiyi (davranışı) doğuştan mı ediniriz yoksa deneyimlerimiz sonucunda mı ediniriz?” Bu soruyla karşılaştığımdan beri bir türlü kafamda net bir cevaba ulaşamadı. Hem kendi içimde hem de yakın çevremdekilerle tartışmalarımız sonucunda kesin bir cevaba varamadığımız konuya gelin bir bakalım.


KENDİMİZİ Ne Kadar Sahipleniyoruz?

Uzun zamandır gitmek istediğim fakat bir türlü bilet bulamadığım için gidemediğim “Bir Baba Hamlet” oyununa gittim. İçtenlikle söyleyebilirim ki; hayatımda seyrettiğim en iyi üç oyun varsa bir tanesi kesinlikle bu oyun diyebilirim.

Şevket Çoruh ve Murat Akkoyunlu muhteşem bir oyun ortaya koymuşlar. İki saatten fazla süren ve bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji, bir inanç, bir coşku, bir performans!


Bazen Kalbim Yerinden Çıkacakmış Kadar Çok İstiyorum Yaşamayı

Ufak takıntıları olan bir adam varmış. Kaldırım taşlarının çizgilerine basmamaya özen gösterirmiş. Dileklerinin gerçekleşmesi için bir işaret aradığında gökyüzüne kaldırırmış başını geceleri, yıldızlar ona göz kırpsın diye. Dualarını bir yere varana kadar bitirebilirse Tanrı'nın daha anlayışlı olacağını hayal edermiş hep. Her kazı kazan aldığında en büyük ikramiye ona çıkacakmış gibi heyecanlanır, çıkmayınca bir sonraki sefere der, ellerine cebine sokar gidermiş.


Tebrikler! Nurtopu Gibi Korkularınız Olmuş

Bu korku dediğimiz şey ne ki?
Midemize kramplar sokan, başımızı ağrıtan, bizi ağlatan zaman zaman..
Hiç korku hissetmesek nasıl olurdu acaba?
Hayatın her zerresinde neden yaşıyor bu korku dediğimiz şey?
Annemiz bize gebe kaldığında biz de korkuya mı gebe kalıyoruz acaba?
Yoksa elimizi sobaya değdirdiğimizde ya da merdivenden koşarak inerken ayağımız takılıp yuvarlandığımızda mı öğreniyoruz korkmayı?


Sevimli Kapitalizm

Hayırlı olsun resmen kapitalizmin şekli değişti. Eskiden kapitalizm salt kar amacına koşarken çevresine, doğaya, insanlara çok önem vermeden ilerliyordu. Karlılığına engel olmadıkça da verdiği zarardan pek de rahatsız olmuyordu.


Güvende ve İyiler

Tiyatro tozunu yutalı tam 26 sene olmuş. Gerçekleşen ilk düşlerimin, en büyüğü. Salonlarda eğitim vermeye başladığımda ise bir başka düşümü daha gerçekleştirdim. Ancak bazı düşler var ki göreni gördüğüyle bırakmıyor. Ben kendi adıma hala hesabımı yapmaktayım. Siz de bir bakıverin bakalım belki işinize yarar.


Bunlar Gayet Normal

Çok sevdiğim bir söz var. Ateşlisinden bir söz. Geçen yıl yaz aylarında önüme düştü. Whatsapp’tan, sevdiğim bir arkadaşımdan. Telefonumda durur, ara ara bakar, hatırlarım. İlk kimin ağzından dökülmüş, bilmiyorum. Sağ olsun, her kim ise güzel söylemiş. Yabancı mıdır kendisi, onu da bilmem, lafın orjinali İngilizce. Şöyle anlıyorum ve çeviriyorum kendimce: Yol düz bir çizgi değildir, sarmal biçimdedir. Daha evvel anladığını düşündüğün şeylere sürekli olarak geri dönersin ve oralarda daha derin gerçekleri görürsün.


 

Adres
Vezir Sk. Ünsal Apt.
Kat:9 Daire:10,
Caddebostan, Kadıköy / İstanbul

+90 555 156 0191

mb@mbakademi.com.tr

İLETİŞİM

 

 

Bizi Takip Edin

linkedin facebook youtube instagram2 twitter