MB BLOG        MB MAGAZİN

Bu yazıyı okuyan sevgili arkadaşım, benim için bir iyilik yapıp bu zamana kadar verdiğin kararları tekrar bir gözden geçirir misin? Bak hatta sana yardımcı da olayım, kendine rahat olabileceğin bir zaman ayır, güzel bir kahve al ve azıcık mazini kurcalamaya başla. Seni temin ederim aklının erdiği andan itibaren verdiğin ve hayatını etkileyen büyük kararları hemen anımsama eğiliminde olacaksın. “İlk aşkına açılıp açılmama meseleni”, “üniversite seçimlerini”, “iş başvurularını”, “eş seçimini”...


Psikoloji bölümüne başladığımda gelişim psikolojisi dersinde karşılaştığım ilk soru “Gen mi Çevre mi?” sorusuydu. Yani, “Bilgiyi (davranışı) doğuştan mı ediniriz yoksa deneyimlerimiz sonucunda mı ediniriz?” Bu soruyla karşılaştığımdan beri bir türlü kafamda net bir cevaba ulaşamadı. Hem kendi içimde hem de yakın çevremdekilerle tartışmalarımız sonucunda kesin bir cevaba varamadığımız konuya gelin bir bakalım.


Uzun zamandır gitmek istediğim fakat bir türlü bilet bulamadığım için gidemediğim “Bir Baba Hamlet” oyununa gittim. İçtenlikle söyleyebilirim ki; hayatımda seyrettiğim en iyi üç oyun varsa bir tanesi kesinlikle bu oyun diyebilirim.

Şevket Çoruh ve Murat Akkoyunlu muhteşem bir oyun ortaya koymuşlar. İki saatten fazla süren ve bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji, bir inanç, bir coşku, bir performans!


Ufak takıntıları olan bir adam varmış. Kaldırım taşlarının çizgilerine basmamaya özen gösterirmiş. Dileklerinin gerçekleşmesi için bir işaret aradığında gökyüzüne kaldırırmış başını geceleri, yıldızlar ona göz kırpsın diye. Dualarını bir yere varana kadar bitirebilirse Tanrı'nın daha anlayışlı olacağını hayal edermiş hep. Her kazı kazan aldığında en büyük ikramiye ona çıkacakmış gibi heyecanlanır, çıkmayınca bir sonraki sefere der, ellerine cebine sokar gidermiş.


Bu korku dediğimiz şey ne ki?
Midemize kramplar sokan, başımızı ağrıtan, bizi ağlatan zaman zaman..
Hiç korku hissetmesek nasıl olurdu acaba?
Hayatın her zerresinde neden yaşıyor bu korku dediğimiz şey?
Annemiz bize gebe kaldığında biz de korkuya mı gebe kalıyoruz acaba?
Yoksa elimizi sobaya değdirdiğimizde ya da merdivenden koşarak inerken ayağımız takılıp yuvarlandığımızda mı öğreniyoruz korkmayı?


Hayırlı olsun resmen kapitalizmin şekli değişti. Eskiden kapitalizm salt kar amacına koşarken çevresine, doğaya, insanlara çok önem vermeden ilerliyordu. Karlılığına engel olmadıkça da verdiği zarardan pek de rahatsız olmuyordu.


 

Adres
Vezir Sk. Ünsal Apt.
Kat:9 Daire:10,
Caddebostan, Kadıköy / İstanbul

90 0216 692 0191

mb@mbakademi.com.tr

İLETİŞİM

 

 

Bizi Takip Edin

linkedin facebook youtube instagram2 twitter